DİPLOMATİK LİSAN vs AÇIK SÖZLÜ LİSAN

Günlük haliyle diplomatik lisan, ifadelerini düşünceli biçimde seçerek konuşmak anlamına gelir. Ancak birçok kültürde olduğu gibi, Türk kültüründe de diplomatik lisan, bazen sahte, dürüst olmayan, gizli anlam içeren bir tarz hatta bazen de yavaşlık olarak da yorumlanır.

Açık sözlü lisan ise konuya odaklı bir üsluptur ve diplomasinin tam tersidir. Çoğu zaman kısa, hızlı, sonuç odaklı ve bazen düşünmeden yapılan konuşma biçimidir.

Anlaşılacağı üzere diplomatik lisan, önce düşünmeyi ve sonra söylemeyi gerektirir. Tek cümle ile konuyu anlatmak yerine en azından üç cümle ile kendini ifade etmek gerekebilir. Bazen o an konuşmayıp, doğru zamanı kollamak da diplomatik lisan için zemin hazırlar. Stresi yönetmek, ondan sonra konuşmak diplomasi için gereklidir.

Diplomatik lisan, aslında bir başka “şey” ardından iletişim kurmaktır. Aslında o “şey” bir “ara”, “fasıla” “pause” anıdır. Önce dur ve sonra konuş. Veya önce “ilgisiz” bir cümle söyle, sonra ne konuşacaksan konuş. “Bir kahve alalım, öyle devam edelim isterseniz”, “ne güzel söylediniz aslında”, “söylediğiniz bana bir şey hatırlattı” gibi başlamadan önce ara verdiren, nefes aldıran cümleler.

Bazen bu konuda eğitim almış veya doğal olarak diplomasiyi kullanabilen liderleri incelerim. Konuşmadan önce bir yaylanır vücutları. Ya yana doğru yaslanırlar ya da geriye doğru hafif bir hareket yaparlar ve gözlerini o an kaçırır, stresi ve kalp atışlarını, nefeslerini yönetir ve konuşmaya başlarlar. Bu ara verme anı belki de 10 saniyedir. Hatta karşılarındaki kişi konuşurken bile bunu yapmaya başlayabilirler.

Buradan yola çıkarsak açık sözlü iletişimle diplomasi arasındaki süre belki de 10 saniyedir. Her zaman diplomatik lisan gerekmez. Açık sözlü iletişim çoğu zaman daha samimidir, sıcaktır ama eğer kelimeler doğru seçilmezse, aynı sözler kırıcı, düşüncesiz veya emredici gibi de görünebilir.

Kişi her iki lisanı da kullanmak için kendini güçlü kılmalı ve ne zaman hangisini kullanacağına, bir düşünme fasılasından sonra karar vermelidir. Yani sözler duyguların yönetiminden çok aklın yönetiminde olmalıdır.

Özlem Kıy
Operasyon Müdürü, Yönetici Koçu, ACC